Bülent Timurlenk'ten arşivlik Muslera yazısı... Geridekalan haftanın kahramanıydı, sezonun altın 11'i sorulduğunda da kale için kimsenin aklına başka bir isim gelmeyecek. Fernando Muslera, Galatasaray'da iyi yabancı kaleciler geleneğinin son halkası. Futbolda "Atanın ve tutanın iyi olacak" derler. İyi yerli forvetlerle tarihini yazan Galatasaray'ı iş kaleye gelince Fenerbahçe ve Beşiktaş'tan da ayıran işte bu marka kaleci tercihleri. Dört yıl önce Copa America'da harikalar yarattığında turnava öncesinde Galatasaray'a imza atmamış olsa kulübü Lazio, onu büyük bir ihtimalle sattığı 12 milyon euro'nun iki katına bir başka kulübe satacaktı. Bu rakam bile Muslera'nın futbol tarihinin en pahalı dördüncü (2011) kalecisi olmasına yetti. 25 yaşında, idolü Oscar Cordoba'nın Beşiktaş formasını giydiği lige Uruguay Milli Takımı kalecisi kartvizitiyle gelmek, kabul edelim kariyeri açısından cesur bir tercihti. Muslera, 2010 Dünya Kupası ve 2011 Copa America'daki süksesiyle Galatasaray'ın yolunu tutarken, sarı-kırmızılı forma altında iz bırakan yabancı kaleciler Florya'ya gelirken ceplerinde hep bir "Zordayım" hikayesi taşıyorlardı. Zoran Simoviç bugün 60 yaşında. Euro 84'te hayatının fırsatını yakalamıştı. 30 yaşına kadar ülkesi Yugoslavya dışına çıkamamış ve iyi para kazanamamıştı. Nottingham Forest'in listesindeydi ama İngilizler, imzayı turnuva sonrasına bıraktılar. Simoviç için kabus gibi bir turnuva oldu. Bir kapı kapandı bir kapı açıldı. Galatasaray 11 yıldır şampiyonluk hasreti çekiyordu ve yenilenen kadroda kale ona teslim edildi. Kötü başlayan ama iyinin de iyisi biten Galatasaray kariyerinde Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı final oynayan takımın kalecisi olarak tarihe geçti. Claudio Taffarel, ülkesi Brezilya'da İtalyan süt ürünleri markası Parmalat'ın reklam yüzüydü. Şirketin sahibi Parma başkanı Tanzi, kariyerinde tek bir kupa olmayan Taffarel'i İtalya'ya getirip kaleyi teslim etti. İkinci sezonunda Kupa Galipleri Kupası'nı kazanan Taffarel, 1994 Dünya Kupası'nda Baggio topu gökyüzüne dikerken kaledeki efsaneydi. Penaltılarla kupayı kaybeden İtalyanların ligini bırakıp ülkesine döndü. Bir kilise takımında forvet oynayıp kendini eğlendirirken 1998'de kendini Galatasaray'da buldu. Thierry Henry her ne kadar geçen sezon röportajda bana "Taffarel çok daha zorlarını kurtardı. O pozisyon onun için çocuk oyuncağıydı ama siz öyle hatırlamak istiyorsunuz" dese de Brezilyalının sarı-kırmızı forma altında kariyer fotoğrafı, Fransız golcünün UEFA Finali'nde direk dibine vurduğu kafaya uzanan kollarıdır. Faryd Mondragon da Galatasaray için piyango transferdi. Anne tarafı Lübnan'dan Kolombiya'ya göç etmiş bir ailenin çocuğu olan Mondragon, vatandaşı Oscar Cordoba, Boca Juniors formasıyla yıldızlaşırken, Arjantin'de Independiente taraftarının gözbebeğiydi. Önce İspanya ardından Fransa. Metz kalesinde yılın file bekçisi oldu ama o sezon Fransa Ligi'ni sallayan pasaport skandalında onun da adı vardı listede. Valizlerini toplamak zorunda kaldı ve Galatasaray'ın yolunu tuttu. Fenerbahçe derbilerinde şansının yerinde olmadığı kesindi ama Mondragon da adını Simoviç ve Taffarel'in yanına yazdırdı. Muslera ile tamamlanan kare as Galatasaray'a çok kupa kazandırdı ama bir isim var ki belki de onun yokluğu bir kulübün tarihini değiştirdi. Fenerbahçe teknik direktörü Kaleperoviç, "Onu değil, Ivanceviç'i istiyorum" deyince Bosko Kajganic, Galatasaray'a imza attı. Kasım 1977'de Samsun'da penaltı kurtardığı maçın ardından bayram tatilinde ailesini görmek için İstanbul'dan yola çıktı. Selimpaşa'da trafik kazasına kurban gittiğinde 29 yaşındaydı Kajganic. O kaza olmasa, sadece altı maç Galatasaray forması giymese, belki de kulübü 14 yıl şampiyonluk hasreti çekmeyecek, Simoviç bu formayı hiç giyemeyecekti. 24 yaşında Galatasaray'a gelen ve geçen hafta 44 yaşında futbolu bırakan Brad Friedel, bir sezon sonra yollanmasa; ne Taffarel ne de Mondragon'un adı bu kulübün tarihine yazılmayacaktı. Mondragon'u yoran pasaport skandalının bir benzerini Lazio'da yaşayıp tükenen Juan Pablo Carrizo da kaleyi Muslera'ya kaptırmasa, Uruguaylı bugün kimbilir hangi takımın formasını giyiyordu... Hayat...
Beşiktaş:2-1:Galatasaray
-
Maçın bitiş düdüğü ile birlikte "Namağlup tek şampiyon Beşiktaş" pankartı
açılıverdi kale arkasından...
27 puanlık farkın 24e inmesinden ziyade Beşiktaş...
My Favourite Cake
-
Hayatımda izlediğim en iyi filmlerden birisi. Saatlerce övebilirim,
saatlerce hakkında yazabilirim ama spoiler olmasını istemiyorum.* Eğer
buradaysanız ...
Meydan Okuma -2
-
Aziz Yıldırım’ın seçimdeki en büyük kozu olarak açıkladığı Jose Mourinho
projesi futbolseverlerin aklına bir başka Portekizli’yi getirmiş olabilir.
Bunda...
Yeni Mahalle
-
Bundan altı ay önce blog'a ara verdiğimizi duyurmuştuk. Meğer
sonlandırmışız.
Halen birinci çoğul kullanıyorum ama tabi ki son yıllarda dükkanın yükü ...
Yeni bir dönem ve Şampiyon Galatasaray!
-
2007 yılında yayın hayatına başlayan *FCN Blog*, 2023 itibariyle yeni bir
konsepte (daha doğrusu eski günlerine) dönmeye hazırlanıyor. Dönemin en
güncel ...
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ
-
1- 0:24 saniye!
Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri
Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...
HER YERDE ELİ OLAN BİR ADAM: SOCRATES KOKKALIS
-
Türkiye’de kulüp başkanlarının zaman zaman yaptığı ve futbolu yönetenleri
hedef alan açıklamalarını, o takımların lehine yapılan bazı hatalar tak...
Yeniden Fenerbahçe - Sabırla tabii ki
-
Ali Koç'un ve dolayısıla Fenerbahçe'nin başarısızlığını dört gözle bekleyen
bir güruh var. Ve bu kesim rakip takım taraftarlarından ziyade eski başkan
A...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder