Feldkamp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Feldkamp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2022 Cumartesi

Adam Olacak Çocuk



 Hamza Yiğit Akman'ın, Galatasaray'da birlikte çalıştığı teknik direktörler. Eric Gerets ve Feldkamp

10 Ekim 2010 Pazar

Adam Haklı Beyler !

''Arda uluslararası yıldız olabilecek potansiyelde biri değil.Sürekliliği yok,büyük yıldızlar kendini uluslararası alanda ispat eden futbolculardır.Arda da bu cevheri göremedim.''
Futbol bilgisine,günümüz deyimi ile tribünler oynamayan yapısına,kafasından geçeni direkt söyleyen tarzına fazlasıyla güvenirim K.H.Feldkamp'ın...Öncelikle şunun altını çizelim.Kalli,Arda iyi futbolcu değil ya da Avrupa'nın üst düzey liglerinde oynayamaz demiyor.Uluslararası alanda yıldız statüsüne çıkacak potansiyeli yok diyor.Gerekçesi de yeteneği değil,sürekliliğinin olmaması,fizik gücünün ve altyapısının eksik olması.Almanya karşısında Arda olmayınca hücumda ne kadar çaresiz olduğumuz gerçeği hepimizin yüzüne tokat gibi çarptı.
Uluslararası alanda en öne çıkan oyuncumuzun durumu ortada.Açıkcası benim de Arda ile ilgili düşüncelerim Kalli ile aynı.
Geçen sezon Arda'nın çok iyi oynadığı bir maç sonrası Rıdvan Dilmen şöyle bir yorum yapmıştı.
''Bu Arda'yı Barcelona'nın sol kanadına koy,rahat oynar''
Evet yeteneği ile gününde olan bir Arda,Barcelona dahil dünyanın her takımında oynayabilir.Ancak burada önemli olan ve Kalli'nin dediği gibi bunun bir süreklilik arz etmesi.Arda'nın Barcelona'da 2-3 maç iyi oynaması değil konu olan bunu bir sezona yayacak,gücü ve devamlılığı olmaması.O düzeyde futbolu Barcelona'da Xavi,Messi Liverpool'da Gerrard ya da Real Madrid takımında C.Ronaldo sezonda 40-50 maç oynuyorlar.Asıl mesele bu...Alt yapısını burada almış Tuncay İngiltere'de ne kadar oynuyorsa Arda bugün gitse aşağı yukarı O da o kadar oynar.Bu sebebten dolayı,adam haklı beyler !

16 Ekim 2009 Cuma

Kalli ve Türk Futbolu...

Bizi bizden iyi tanıyanlardan biri Kalli...Duygusallığın değil,disiplin ve gerçeklerin var olduğu bir toplumda yetiştiği için çok önemli değerlendirmeler yapmış ...

Türkiye 2010 Dünya Kupası finallerine neden gidemedi? Sizce sebepleri nelerdir?

2008 Avrupa Şampiyonası'ndan sonra Türk Milli Takımı'nı olumlu yönde güçlendirecek adımlar atılmadı. Türkiye Avrupa Şampiyonası'nda da çok üst düzey bir futbol ortaya koymadı. Sadece kendisine lazım olduğu anlarda goller attı. 2-0'dan 3-2 yapılan Çek Cumhuriyeti karşılaşmasını buna örnek gösterebiliriz. Türkiye, turnuvada en iyi maçını Almanlara karşı oynamıştı. Onu da kaybetti. Türkiye Milli Takımı uluslararası standartlarda bir kaleciye sahip olamadı. Euro 2008'de oynatılan futbol abartıldı.

Fatih Terim ve ekibi nerelerde hata yaptı?

Bu soruya bir örnekle cevap vermek istiyorum. Benim Galatasaray'ı çalıştırdığım günlerde Turkcell Süper Lig'in hücuma yönelik en iyi isimlerinden biri Sivassporlu Mehmet Yıldız idi. O günlerde ligdeki bütün antrenörlerin sahip olmak istediği bir isimdi. Sadece Fatih Terim bu futbolcuyu göremedi. Sivasspor, Trabzonspor ve Manisaspor'da da milli takım forması giyebilecek oyuncuların bulunduğunu görmek, onları Milli Takım formasına hazırlamak Fatih Terim'in göreviydi. Bunları yapmadı.
Bu noktada Almanya Milli Takımı ile bir karşılaştırma yapayım. Joachim Löw Almanya'nın 2008'deki Avrupa Şampiyonası kadrosuna 10 yeni isim monte etti. Bunlardan 5 tanesi 21 yaşın altında. Löw ve ekibi bu futbolcuların A Milli düzeye yükselmesi için gece gündüz çalıştı. Kulüp antrenörleriyle bir araya geldi. Onların görüşlerini aldı. Günü gününe futbolcuları izledi. Zor zamanlarında onlara moral verdi. Bir ülke milli takım antrenörü bunları yapmak zorunda. Fatih Terim bunları yapamadı.

'Türkiye'de uluslararası bir kaleci yok' dediniz. Bununla neyi ima ettiniz?

Evet. Alman Milli Takımı'nda şu an 5 tane formda kaleci var. Kaleyi kapabilmek için adeta birbirini yiyorlar. Spor kamuoyu Löw'e 'şunu seç, bunu seç' diye baskı yapıyor. Antrenör Enke, Adler ve Wiese gibi isimlerin en iyisini seçebilmek için zorlanıyor. Türkiye'de ise kaleci yetişmiyor.

Güney Afrika 2010'un 'pas' geçilmesi, Türk futbolu için ne anlam ifade ediyor?

Türkiye futbolda yeniden vasatlar ligine düştü. Sıfır noktasına döndü. 2006 Dünya Kupası'na katılamayarak ilerleme yolunda ağır bir yara almıştı. 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılma hakkı elde edilerek vasatlar liginden yukarılara çıkılmıştı. Ancak şimdi yeniden gerilendi.
Türkiye'nin milli takımlar düzeyinde acil eylem planı ne olmalı?

Kısaca özetler misiniz?

Türk Milli Takımı'nın bu noktaya gelmesine yol açan nedenlerden birini yine bir örnek ile açıklayayım. Galatasaray'da görev yaptığım günlerde deplasmanda Konyaspor maçımız vardı. Hava muhalefeti sebebiyle maç bir gün sonraya ertelendi. Ertesi günkü karşılaşmada en iyi futbolcularımdan biri sakatlandı. Almanya'ya geldik. Leverkusen karşısında yorgun ve eksik kadro ile adeta dağıldık.
Şimdi soruyorum. Bir ülkenin Futbol Federasyonu ne için vardır? Bir ülkede futbol kulüpleri olduğu için mi federasyonlar vardır, yoksa federasyona hizmet etmek için mi futbol kulüpleri? Bu Türkiye'deki çarpıklığı gösteriyor.
Başka bir nokta da şu. Almanya'da Bayern Münih forması giyen Luca Toni formsuz olunca antrenör onu Üçüncü Lig'de Mehmet Scholl'ün çalıştırdığı PAF takıma yolladı. Orada form tutması için. Türkiye'de bu yönde bir uygulama yok. PAF Ligi ciddiye alınmıyor. Birinci takımda forma giyemeyen isimleri sürekli hazır tutacak bir sistem yok. Bütün bunlar Türkiye Futbol Federasyonu'nun görevi. İspanya, İngiltere ve Almanya liglerinde bu sistem kurulmuş. Çok ciddi işliyor.

Türk Milli Takımı'nda antrenör olarak çalışmanın avantaj ve dezavantajları neler?

Türkiye'de futbol sevgisi müthiş. Bu, antrenörler için önemli bir kazanç. Ben teknik adamlık yaşamımdaki en güzel yılları Türkiye'de yaşadım. En büyük problem ise hocalar arasında iletişim yok. Federasyon ya da başka kurumlar antrenörleri bir araya getirmiyor. Bilgi alışverişi sıfır noktasında. Özellikle milli takım antrenörüne bilgi akışı çok az, belki de yok. Dünyada futbolu gelişen her ülkenin milli takım antrenörü ligdeki meslektaşlarıyla buluşur. Onları dinler. Milli takımda oynayan futbolcuların uzaktan görülemeyecek problemlerini sorar. Yapılması gerekenleri danışır. Türkiye'de böyle bir alışkanlık yok. Bu durum futbol adına büyük kayıp. Almanya'da Löw bunu çok iyi yapıyor.

Türk futbolunu yakından tanıyan biri olarak bundan sonra sizce neler yapılmalı?

"2010 finallerine katılamadık." diye uzun uzun ağlamaya gerek yok. Bu, zaman kaybı olur. Futbolda uzun eğlenmeler ve uzun matemlere yer yoktur. Türk futbolu şu an milli takım düzeyinde sıfır noktasında. Tamamen yere serilmiş vaziyette. Şimdi gerçeklerle yüz yüze gelme zamanı. İki yıldan bu yana Milli Takım forması giyerek kendi futbolunu geliştirmiş isim hemen hemen yok gibi. Türkiye'de futbola yön verenler çok radikal kararlar almak zorunda. İspanya, İngiltere ve hatta Almanya bunu nasıl başarıyor? Bu izlenmeli. Çok ciddi çalışmalar yapılmalı. Başarıya giden yoldaki engeller kime dokunursa dokunsun ortadan kaldırılmalı.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Kalli ve Türk Futbolu

"Avrupa’da beklentinin bu kadar yüksek, ancak aynı zamanda müzesinde bu kadar az kupa bulunduran belki de başka bir kulüp yoktur. İnsanlar artık Şampiyonlar Ligi’ni kazanmaktan bahsediyor. Fakat nasıl kazanılacağına kimse değinmiyor. Türkiye’de Galatasaray, Almanya’da Bayern Münih, Hollanda’da ise Ajax ile eşdeğerdir. Takım mutlaka şampiyon olmalıdır. Gerisi hikayedir. Sonuçlar iyi olduğunda seni büyük bir zevkle ve sevgiyle gondolla boğaz turuna çıkartırlar. Kaybetmeye başladığında ise sorulacak soru, yüzmeyi ne kadar iyi bildiğindir..."

28 Haziran 2009 Pazar

Kalli'den Bir Anı

Kaiserslautern'le anlaştığım dönemde Damir Hotiç vardı takımda.Çok ünlü bir futbolcuydu.Daha kulübün kapısından içeri girer girmez yanıma geldi.''Hoca benim adım Hotiç ben asla yedek kulübesinde oturmam''dedi.''Tamam'' dedim...''Sen yedek kulübesinde oturacak adam değilsin.''Kendisini tribüne gönderdim !

Feldkamp
Kalli bu,yedisinde ne ise yetmişinde de aynıydı.Huyu kurusun :)

24 Mayıs 2009 Pazar

Kalli

K.H.Feldkamp: - Senin sorunun ne biliyor musun dostum? Kafanın kıçından küçük olması...
Der gibi bir hali var Kalli'nin.Basın toplantılarında saçma sapan sorular soran herkese ayarın kralını verirdi.Özgüveni fazla,görmüş geçirmiş,kaybedecek bir şeyi olmayan adam rahatlığı ile cevaplar verirdi.Neredeyse 50 sene teknik direktörlük yapmış,Bundesliga'da en çok maça çıkmış adamı futbolu bilmemezlik ile suçladık bu topraklarda.Tıpkı Hiddink,Tigana,Löw,Osieck,Del Bosque,Gerets vb. yaptığımız gibi.