16 Haziran 2010 Çarşamba

Dünya Kupası Takvimi

Dünya Kupasını buradan takip edebilirsiniz...

Elano'dan 1 Gol,1 Asist...

Tamam, Kuzey Kore çok çalışkan, (tam 10 tane 23 yaş altı, sadece iki tane 30 yaş üstü oyuncu içeren kadrolarıyla) son derece de enerjik... Ama tahmin ediyorum, (ilerleyen günlerde de net cevabını alacağız) ne Portekiz, ne de Fildişi, bu Kore’ye karşı 2 defansif orta sahayla oynamayacaklar. Dunga, 1994’te onun oyuncu olarak yer aldığı takımla başlayan “Avrupalı Brezilya” düşüncesini biraz ileriye götürmüş, hatta deyim yerindeyse abartmış durumda...

Sambacılara benzer bir yetenek oyunu oynadığı için Portekiz’e “Avrupa’nın Brezilya’sı” diyorlardı, Dunga birkaç yıl daha bu takımın başında kalırsa Brezilya olsa olsa “Güney Amerika’nın Portekiz’i” olarak anılabilecek. Bu maçın ilk 45 dakikası boyunca da, Brezilya’nın 4-2-2-2 benzeri sistemindeki geri altılının, hücuma iki kişiyle çıkan Kore’yi karşılamak için yerinde beklemesi bir devreyi çekilmez hale getirdi... Zaten ikinci yarının başında ne zaman iki bek, Maicon ve Bastos bu düzene isyan ettiler; o zaman Brezilya golü bulup maçı kopardı.* * *Tabii, özel bir parantez de maçın adamına, Elano’ya açmak lazım... Aslında sahada kaldığı 70 dakika boyunca oynadığı oyun, Galatasaray’dakinden çok farklı değil. Yine formasını kirletmeden maçı bitirdi; hatta iddia ediyorum Elano, Türkiye’de savunmaya daha fazla yardım ediyor! Ama Brezilya Milli Takımı’ndaki Elano’ya, Galatasaray’daki Elano’dan daha fazla sorumluluk veriliyor, daha fazla güveniliyor. Duran topların yüzde sekseninde o var, hücumda hemen her top onun ayağına değiyor.
UĞUR MELEKE

Dünya Kupasından # 4...

Olmaz olmaz ya eğer Brezilya-Kuzey Kore maçı 0-0 bitse isyan bayrağı açıp çeyrek finallere kadar kendi adıma TV başına geçmeyecektim...Bizi bundan Maicon kurtardı neredeyse sıfırdan attığı gollle.

Tamam hava soğuk anladık ama bu ne biçim kıyafet yahu? Moda ikonu olmasını beklemiyoruz ama insan Dünya kupası ilk maçına boğazlı kazak,palto ile çıkar mı? Utanmasa kafasına bere takıcak.

C.Ronaldo'ya biraz sert yapmışlar ! Zevkli geçmesini beklediğimiz maç yine keçi boynuzu tadındaydı.Maça girer girmez hareket getiren Keita'yı 82 dk. kenarda oturtan Eriksson insan değilsin !

Ülkesini Dünya kupasında temsil eden oyuncu ağlarken çocuklar muzırlık peşinde.Çocuk her yerde çocuk işte...

Brezilya-Portekiz-Fildişi Sahili bu turnuvanın ölüm grubunda.Bu maçta yenilen evine dönecekti muhtemelen, berabere bitmesi her iki tarafı da üzmedi.

Renkli bir kişilik.

Kewell ve Ailesi...

Kewell'ın tribünde olmasından ilk defa memnunum...Dünya kupasında tekrar parlayıp İngiliz takımlarının dikkatini çekmesini istemiyorum açıkcası...Uygun bir sözleşme her iki tarafında işine gelirse seneye burada olması tüm Galatasaray taraftarını mutlu eder.

Almanya maçında bozguna uğrayan Avustralya,Sırbistan ve Gana maçından istediği skorları alıp üst tura çıkmaya çalışacak ama bence bu çok zor.Kart cezalısı Tim Cahill'in yokluğunda tam hazır olmayan Kewell oynar mı? oynarsa etkili olur mu göreceğiz...

Elenin ilk turda,ailenle güzel bir tatil yap sonra gel İstanbul'a... Stay with us Harry !

14 Haziran 2010 Pazartesi

Dünya Kupasından # 3...








Diego Aslına Dön...

İlk maçtaki görüntüsü hepimizi şaşırttı.Spor kıyafet ile görmeye alıştığımız Diego Maradona,takım elbise ve sakalı ile Canım Ailem dizisinde ki Samim gibi olmuş ! Aslında teknik adamların maça spor kıyafetle çıkmasını geçmişte eleştirmiş maç günü takım elbise giymelerinin çok daha şık olduğunu yazmıştım.Ama ben normal insanları kast etmiştim.O Diego,Tanrının eli...

Dünya Kupasından # 2...

*Şu ana kadar turnuvada ki en etkili futbolu Almanya oynadı.Tim Cahill'in atılması ağır karardı ve maç 4 farka gitti ancak 2-0 da bitse oynadıkları futbol ilk maç için müthiş.Son 15 finalde Almanya ya da Brezilya olmuş bir şekilde.Bu ülkenin genlerinde var başarılı olmak.

*Gana aldığı bu galibiyet ile 2.tur kapısını açtı bence.Ortada giden maç rakibin 10 kişi kalması ile Gana'ya döndü maç sonunda.

*Gerrard'ın golü ile maça başlayınca herkes İngiltere'nin rahat kazanacağını düşündü.ABD nin orta saha ve savunmadaki mücadele yönü yüksek futbolu ve Green'in golü resmen yumurtlaması maçın 1-1 bitmesine neden oldu.

* Slovenya'nın Cezayir'i yenmesi bu grubu karıştırdı.ABD-Slovenya maçı gruptan çıkacak ikinci takımı belirler.

*Nerede eski Nijerya...Amokachi,Uche,Okocha vs. Yeni bir altın jenarasyon yakalamaları gerekiyor bence.Arjantin maça golle balşayınca bol gol olacak diye düşündük ama Messi ve arkadaşları kaleciyi geçemediler kalan dakikalarda.

*Eski günlerini arayan G.Kore,Yunanistan'ı 2-0 gibi net bir skorla geçti...Avrupa şampiyonası sonrası alttan oyuncu gelmeyen Yunan futbolu yaşlanan kadrosu ile turnuvada ilk turdan ötesine geçemez bu hali ile.

13 Haziran 2010 Pazar

Q7 Beşiktaş'ta...

Beşiktaş Başkanı Demirören Quaresma'yı daha fazla çizdirmek istemedi ve transferi bitirdi...Yılın transferi Beşiktaş'tan geldi.Büyük liglerde devam etmek için şansını zorladı ancak Schuster etkisi ile yolu buraya düştü.Aklını futbola verirse sağ kanattan fena yardırır.Cristiano Ronaldo seviyesine gelememe sebebi Alex Ferguson ile çalışmamış olmasıdır belki de.Kartvizitinde yazan takımlar müthiş.Porto-Barcelona-Chelsea-İnter...Vatandaşı Mourinho bile onu adam edemedi ise Beşiktaş onun son şansı olur ve burada kazanacağı parayı bir daha ancak Katar'da kazanır.Bonservisi için açıklanan 7.3 milyon Euro makul bir para...Bunu görünce Türkiye liginde ki yabancı sınırlamasının kalkması gerektiğini tekrar söyleyeyim.Türk futbolcusu için anasının nikahını isteyen kulüp başkanlarından kurtuluruz belki.Kartvizitinde Porto,Barcelona,Chelsea,İnter yazan Quaresma 7.3 milyon Euro iken karvizitinde Kayserispor yazan Mehmet Topuz 9-10 milyon Euro idi geçen sezon.

12 Haziran 2010 Cumartesi

Dünya Kupasından # 1...

*Turnuva bu golle başladı.Hazırlanışı ve bitişi şık bir goldü.Hızlı hücuma etkili pasla nasıl çıkılır dersi niteliğindeydi.İlk golü ev sahibi takımın atması onlar adına güzel oldu.Bir arkadaşım mesaj attı dün gece maçları yazacak mısın diye...Valla bir değil iki değil tam 64 maç var.İş ve sıcaklar nedeni ile olacak dava değil yani.Canımız istedikçe kısa kısa yazarız maçlarda yaşananları .

*Maçın en hareketli adamı tanıdık bir isim,Gio Santos ...Galatasaray bonservisini alıp Rijkaard ile yola devam eder mi yoksa başka bir Avrupa ligine mi gider bir ay içinde belli olur.Hızlı,efektif bir yapısı var,girdiği pozisyon attığı gol oranı düşük son zamanlarda.Fiziksel olarak güçlü ve daha 21 yaşında iken vazgeçmek hata olur bence.

*Özellikle ilk yarıda Meksika'nın bulduğu her pozisyonda o vardı.Arda ya da Hasan Şaş ile karşılaştıranlar var stil olarak.Hepsi yetenekli ancak Santos'un farkı topla çok hızlı ve savunmayı dağıtan bir deliciliği var.Galatasaray Arda-Baros-Keita ileri üçlüsüne Kewell ve Dos Santos alternatifini yaratarak yeni sezona girse hiç sorunu kalmayacak bence bu bölgede.Asıl yapılması gereken stoper ve savunmaya dönük orta saha oyuncusu transferi.


*Uruguay-Fransa maçının keyifsiz olacağını düşünüyordum yanıltmadı.Dışarıda olduğumdan göz ucu ile izledim.Bulunduğum mekandaki ses nedeni ile vuvuzela sorun olmadı bu maçta.
*Fransa Zidane sendromunda çıkamadı henüz.Hücum aksiyonları çok etkisiz gözüktü maç boyu.
*Govou-Anelka-Ribery-Gourcuff birbiri ile çok uyumsuzdu,sanki ilk defa bir arada oynuyorlar gibiydi.
*Lugona bildiğiniz gibi...Suarez ve Forlan ilk maçta sessiz kaldı.İkinci maçını kazanan bu gruptan çıkar bu sonuçlardan sonra.

*Adetleri bu deyip geçicem ama olmuyor.Ne sesmiş arkadaş iki dakika bırakmadan 60 bin kişi üfledi ilk maçta.G.Afrika kalecisinin konu ile ilgili maç sonu demeci budur.
''Taraftar yeterince çok vuvuzela çalmadı. Umarım gelecek maçta daha çok çalarlar. Yeterli olamadılar, sanki Meksika evinde oynuyor gibiydi. Daha fazla ses çıkaran taraf Meksikalılar'dı. Seyirci 12. adamımız olmalı. O vuvuzelaları çalmalılar''
Khune (Güney Afrika Kalecisi)

11 Haziran 2010 Cuma

Süper Lig-Güney Afrika Hattı...

Kimi gelecek sene burada olacak,kimi seneye burada olmayabilir.Süper lig takımı oyuncusu olup Güney Afrika'da olacaklar şu şekilde...

Ankaragücü
Geremi (Cameroon)
Marek Sapara (Slovakia)
Róbert Vittek (Slovakia)

Antalyaspor
Mile Jedinak (Australia)

Beşiktaş
Filip Hološko (Slovakia)
Rodrigo Tello (Chile)

Fenerbahçe
Diego Lugano (Uruguay)
Miroslav Stoch(Slovakia)

Galatasaray
Giovani Dos Santos (Mexico)
Lucas Neill (Australia)
Harry Kewell (Australia)
Elano (Brazil)
Kader Keïta (Cote d'Ivoire)


Kayserispor
Souleymanou Hamidou (Cameroon)

Trabzonspor
Rigobert Song (Cameroon)

Hoş Geldin Dünya Kupası...

Büyük bütçeler,yıldız oyuncular,endüstriyel futbol derken,yine bir Dünya kupası başlıyor bugün.Futbolun Ramazan ayı,47 ayın sultanı hoşgeldin Dünya Kupası !
Şampiyonlar ligi turnuvasından daha adaletli Dünya kupası turnuvası...Real Madrid,Chelsea,İnter gibi takımlar parayı bastırıp yıldızları takıma kazandıramıyorlar burada.Rooney,Drogba,Ronaldo,Kaka para ile satın alınamıyor herkes ülkesi için oynuyor.Bu sebebten herşey daha adil,eşit gibi gözüküyor en azından maç başlayana kadar.Hepimiz için keyifli bir turnuva olmasını diliyorum.

Messi'nin İlk Maçı...

Arşivimden beğendiğim bir fotoğraf...2004 yılında Messi'nin Barcelona forması ile ilk maçı.Deco'nun yerine oyuna giriyor.Ona formayı veren kişi ise F.Rijkaard...Babamızın bile şampiyon yapacağı Barcelona'nın o dönem ki teknik direktörü.

7 Haziran 2010 Pazartesi

Avustralya'da Gizli Antreman...

21 Gram,Paramparça Aşklar ve Köpekler,Babil üçlemesi ile tanınan Meksika'lı yönetmen Alejandro Gonzalez İnarritu'nun Nike firması için çektiği Write The Future''Geleceği Yazmak'' isimli reklam daha gündemden düşmemişken en az onun kadar iyi bir reklam izleyeceğimi tahmin etmezdim...Tam Türk muhabbeti olacak ama adamlar yapmış...Reklamda kimler mi var? Lucas Neill,Tim Cahill,Fil,Gergedan,Deve Kuşu,Çita ve Timsah !

10 lar Olmadan Olmuyor...


Dünya Kupasına katılacak takımların 10 numaraları...Kewell,Obi Mikel,Appiah gibi sakatlığı nedeni ile oynamaları zor ya da imkansız olanlar var daha turnuva başlamadan.



Steven Pienaar (South Africa; Everton)
Cuauhtémoc Blanco (Mexico; Veracruz)
Diego Forlán (Uruguay; Atletico Madrid)
Sidney Govou (France; Lyon)
Lionel Messi (Argentina; Barcelona)
John Obi Mikel (Nigeria; Chelsea)
Park Chu-Young (South Korea; Monaco)
Giorgos Karagounis (Greece; Panathinaikos)
Wayne Rooney (England; Manchester United)
Landon Donovan (USA; LA Galaxy)
Rafik Saïfi (Algeria; Istres)
Valter Birsa (Slovenia; Auxerre)
Lukas Podolski (Germany; Köln)
Harry Kewell (Australia; Galatasaray)
Dejan Stanković (Serbia; Inter Milan)
Stephen Appiah (Ghana; Bologna)
Wesley Sneijder (Netherlands; Inter Milan)
Martin Jørgensen (Denmark; AGF)
Shunsuke Nakamura (Japan; Yokohama F. Marinos)
Achille Emana (Cameroon; Real Betis)
Antonio Di Natale (Italy; Udinese)
Édgar Benítez (Paraguay; Pachuca)
Chris Killen (New Zealand; Middlesbrough)
Marek Sapara (Slovakia; Ankaragücü)
Kaká (Brazil; Real Madrid)
Hong Yong-Jo (Korea DPR; Rostov)
Gervinho (Cote d'Ivoire; Lille)
Danny (Portugal; Zenit St. Petersburg)
Cesc Fàbregas (Spain; Arsenal)
Blaise Nkufo (Switzerland; Twente)
Julio César de León (Honduras; Torino)
Jorge Valdivia (Chile; Al-Ain)

6 Haziran 2010 Pazar

Oyun Felsefesi...

Biz aynı futbol felsefesini (Barcelona) Galatasaray'da da devam ettirmek üzere buraya geldik. Ancak zamana ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. 4-3-3 sistemi göze hoş gelen hücum futbolunu oynayabilmek için en uygun saha içi dizilişi.Türkiye'ye geldiğimiz zaman, gördük ki, hiçbir takım bu şekilde oynamıyor. Genellikle 4-4-2, 4-4-1-1 veya 4-2-3-1 gibi sistemler uygulanıyor. Dolayısıyla, daha önceki futbol kariyerleri boyunca hiçbir zaman 4-3-3 dizilişi içerisinde yer almamış veya yeteneklerini bu şekilde geliştirmemiş oyuncularla, böylesi yeni bir sistemi yerleştirmeye çalıştığınızda bazı uyum sorunları yaşamanız doğaldır. Ancak bu sistemin içinde büyümüş, futbolu bu sistemle oynayarak öğrenmiş oyuncuların göze hoş gelen hücum futbolu oynayan takımlara kolaylıkla adapte olabilmelerinin asıl nedenleri de bence bu 4-3-3 dizilişidir. Top sizdeyse rakip gol atamaz, bu bir. Ve top asla yorulmaz, bu da iki. Bizim basit futbol oynamayı öğrenmemiz gerekir. Tek pas veya kontrol pas. Ancak kendi yerinize topu koşturduğunuzda, oyuncu olarak yer değiştirmeyi bilmeniz gerekir. 'İyi oyuncu, maç boyunca ileri geri metrelerce depar atmalı' değil demek istediğim. Pas verirsiniz, daha sonra da pas alabileceğiniz en uygun yeri seçerek oraya doğru ketlenirsiniz. Barcelona'nın oyun sistemine baktığınızda, topu alan oyuncunun çevresinin hep boş olduğuna dikkat edin. Bu oyuncu, bir önceki pası verdiğinde zaten avantajlı konumu sağlamış, gerekli pozisyonu korumuştur. Öte yandan topu aldığında ise kendisine müdahale edebilecek herkesten uzaklaşmayı bilmiştir. Siz topu takım arkadaşınıza verdiğiniz zaman, o oyuncu topu kime vereceğini kendisi seçmemeli. takım arkadaşınız sizden aldığı pasın ardından topu verebileceği kimseyi bulamıyorsa eğer, bu onun suçu değil, onu çevreleyen diğer oyuncuların kabahatidir...
J.Neeskens

5 Haziran 2010 Cumartesi

Maç Sonu Röportaj...

Bülent Korkmaz...Korkmadı da...Sakatlanan omzu ile maça devam edip kupayı kaldırması müthişti.10 sene önceki kupa ile avunuyorsunuz diyenlere sözüm,burası İspanya ya da İtalya değil ilk kez alınmış bir kupa idi ve bir daha alınmadı henüz.Siz de alın 10 sene sonra tekrar izleyin belki anlarsınız bizi.

Futbolculuktan UEFA Başkanlığına Platini...

Bundan birkaç yıl önce İstanbul’daki basın toplantısında, “Ooo, burası amma kalabalık. Doğru söyleyin, UEFA Başkanı olduğum için mi geldiniz, Platini olduğum için mi? İyi ki futbolculuk zamanlarımda sizin takımlara gol atmamışım, o zaman beni bu kadar sevmezdiniz” diye başlamıştı. Hayatımda bir futbol adamının yaptığı basın toplantısında bu kadar güldüğüm hiç olmamıştı. Bir daha da olmadı.Futbolu neden seviyorum?Bana en sık sorulan sorulardan biridir bir kadın olarak futbolu neden bu kadar sevdiğim. Cevabın, çocukken hasbelkader Fransızca ve İngilizce öğrenmiş olmam, olması ne kadar acıklı! Bu sayede sadece seyrederek değil, okuyarak, öğrenerek sevdim futbolu. Evet, bu ülkedeki kadınların yüzde 90’ı futbolu sevmiyor. Çünkü futbol yerine sizinle muhataplar. Sizin sorularınız, sizin yorumlarınız, sizin çevirileriniz, sizin bakış açınız... Aklı başında bir kadının televizyonda bir masa başında kavga eden adamları seyretmesi için tek bir neden söylesenize bana?Platini, Avrupa Şampiyonası’nı bizzat Fransa’ya getirmiş diyorlar. Doğru. Heyhat o şampiyona beş maçta dokuz gol attığı, iki maç üst üste hat-trick yaptığı 1984 Avrupa Şampiyonası’ydı, bu değil. Bizim eksiğimiz sunum dosyasında değil. Bize masa başında turnuvalar kazandıracak başkanlar arayarak geçirdiğimiz zamanı, saha içinde şampiyonalar kazandıracak futbolcular yetiştirmeye ayırsak; o statları, o yatırımı o turnuvayı almak için değil, kendi futbolcularımız için yapsak, o şampiyona yerine, o şampiyonanın kupasını Platini’nin elinden alıp Türkiye’ye getirsek bizim için daha iyi olmaz mı?
Banu Yelkovan

3 Haziran 2010 Perşembe

Kewell'ın Geleceği...

Sezon bitimi ülkesinin Dünya Kupası için kampına gidince genelde şu sözler duyuldu;''Sakatlığı geçmişti ancak Milli takımda oynamak için kendini riske atmadı vs. vs.''
Bense bu takımda oynadığı sürece saha içinde ve saha dışında yaptıklarını bildiğim için asla inanmamıştım.

İş ahlakından,profesyonelliğinden şüphe duymadığım Kewell,beni yanıltmadı.Kupanın başlamasına 1 hafta süre kalmaına rağmen,ne takımla idman yapabiliyor ne de hazırlık maçlarında oynayabiliyor.İnter ile gizlice anlaşıp,sakatlık riski ile transferi yatmasın diye 2001 yılında takımın üst üste 5. şampiyonluğu kaybetmesinde rol oynayanlardan çok daha dürüst ve adam olduğunu gerek yokken kanıtladı tekrar.
''Burada kalmayı çok isterim fakat benim dışımda gelişen olaylar burada kalıp kalmayacağımı belirleyecek'' dedi her sorulduğunda...Federasyonun aldığı 6+2+2 kuralı ile takımda kalma ihtimali var ve sakatlığı sebebi ile kupada oynamaz ise İngiltere liginde takım bulur mu? Kolay değil...Ancak onun derdi ne para ne de Türkiye'den ayrılmak.Tek istediği eşi ve çocukları ile yaşamak.Bunu yapabilmesi içinde İngiltere'ye dönmesi gerekiyor.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Efsaneler Ölmez...

İspanya'da yardım amaçlı oynanan bir maç...

Real Madrid'in Milan'ı 4-3 yendiği maç izleyenler için çok keyifli olmuştur sahadaki oyunculara bakılırsa...


Final Öncesi Fatih Terim...

Eskilerden...Terim'in Arsenal ile finale çıkacak takımına soyunma odasında yaptığı son konuşma...